Site Gerekçesi

Site Gerekçesi

NEDEN WEB SİTESİ DÜZENLEDİM ?
Yaşamımız boyunca değişik insanlar ile, değişik zamanlarda değişik vesilelerle , çeşitli temas noktalarında bir ya da birkaç kez, bazıları ile daha uzun süreli ya da daha sık karşılaşırız ya da beraber oluruz. İnsanlar bizi ya kendi gözlemleri ile ya da duydukları ile değerlendirmeye çalışırlar.Çoğu kez de insanlar sizi kulaktan kulağa diye adlandırılan yöntemle tanırlar. Bazen güvenilir dostları olup olmadığından bile emin olmadıkları başkalarından sizin hakkınızda duyduklarını dikkate alarak bir önyargı ya da yargı geliştirirler. Hatta o kişilerin sizinle ilgili bir geçmiş olumsuz ilişkileri olup olmadığını bile düşünmeksizin… Bu şekilde yargı oluşturanlar, ondan sonra da sizi tanımak için ,özel bir çıkarları olmadığı sürece, özel bir çaba gösterme zahmetine katlanmazlar. Bir de zaman içinde bazı nedenlerle kaybettiğiniz kişiler vardır. Onlar da belirli yargıları oluşturmuşlardır. (Böylelerine zaten kendinizi açıklamak ya da anlatmak için hiçbir zahmete katlanmaya değmez ! O nedenle bu sitenin menzilinde böyle kişiliksiz kişiler yoktur! Öylelerini koyverin gitsinler ...) Bazen de çağımızdaki insanın dikkat kontrol alanını iyice kısaltmış olan bilgi kargaşası ve kalabalıklığı insanların bu denli duyarlı düşünmesine bile olanak bırakmaz. Bir de bunlara sizin bazı özellikleriniz o kişilere zaten erişemedikleri ve erişemeyeceklerini sandıkları bazı şeyleri anımsatıyorsa, sizi acele paketleyip, etiketleyip rafa kaldırarak ruhlarını rahata kavuşturmayı tercih ederler. Aslına insanın dramıdır bu…

Bazen en yakındakilerimiz bile bizi bütünleşik bir şekilde göremeyebilirler. Teşbihte hata olmazsa, bu adeta körlerin fili tanımlaması gibi bir şeydir. Bir de bizim gibi ,bazı bilim adamı sıfatı taşıyanların bile çarıklı erkan-ı harp gibi olduğu "high context" (yüksek bağlamlı) ve televole kültürlü ülkelerde insanlar insanlara iki temas, üç karşılaşma, iki okuma ile gönüllerinden geçen (wishful thinking) etiketi yapıştırıp, rafa kaldırmaya bayılırlar. Aslında, böyle bir site bile bir kişinin bütün yönlerini tanımaya veya tanıtmaya yetmez. Ama bu site çoğuna bir şey anlatmanın mümkün olmadığı bu tür insanlara bir şey anlatma çabasından çok beni daha yakından tanımak isteyenler olursa onlar için,onlar düşünülerek hazırlanmıştır. Öte yandan, eğer bir kişinin yaşamı doludizgin geçtiyse, yaşamına ilişkin doğru düzgün kayıt tutmadıysa, hatta bazen tutmuş bile olsa kayıtlar dağınıksa, kendi kendisiye ilgili gerçekleri bile hatırlayamayabilir. Bu da çok doğaldır. Aslında, bugüne kadar bilerek isteyerek, "selam verdim gösteriş diye algılanır.." misali, mesleki yaşamımdaki birçok faaliyeti ve deneyimi doğrudan doğruya çok çok az kişi ile paylaştım. Çünkü, ortaya ,vitrine böyle bütünleşik şekilde çıkmak, belki başkalarının stagefright (sahne korkusu) diye nitelendirdiği, benim “süpermarket felsefesi” diye adlandırdığım bir olgu gereği, herkese, tıpkı marketlerde sergilenen ürünlere dokunulduğu gibi, ortada görünenlere de dokunma fırsatı yaratır. Adama faaliyetlerinden dolayı “eski köye yeni adet getiren suçlu muamelesi” yaparlar…Dolayısıyla bir risk yaratır. Şimdi bunların önemli bir bölümünü paylaşmaya ya da ortaya koymaya karar vermemin nedeni,her ne kadar hukuken 8-9 yıl kalmışsa da, meslek yaşamımın sonlarına yaklaşmış olmamdır. Ayrıca da,bizim gibilerin bizim gibi olmayanlardan korkacak bir şeyi olmadığına, tam tersine onların bizim gibilerden korkmaları gerektiğine inancım daha da pekişti.

Öğretim Felsefem ile ilgili buton içinde belirttiğim gibi,bu sitenin önemli gerekçelerden biri de,bu toplumda ,her kesimde bulunan, çok sayıda hırsız, namussuz, hak etmediği şeyleri talep eden, almak için her türlü adiliğe başvuran , kendileri bir şey olmuş ya da olamamış ama başkalarının sırtından geçinen sömürücüler grubunun seslerini kısıp, işlerine bakmakla da yetinmeyip , hem suçlu hem güçlü olarak, namuslu çalışkan ve dürüst insanlara da sürekli çelme takma,onları yok sayma mücadelelerine karşı da bir çeşit hesaplaşma ya da başkaldırıdır...

Bir de daha ileriki yıllarda böyle kapsamlı bir site hazırlamaya ne zaman bulabilir , ne de enerji ve istek duyabilirdim…Şunu da itiraf etmeliyim ki, yaşadığım kötü, güzel ve iyi şeylerin bir çoğunun paylaşma yeri de burası değil…Kuşkusuz Web sitesi açmak da dükkan açmak gibidir. Eski Çin Atasözü "gülümsemesini bilmeyen dükkan açmasın" der...Bana göre "dürüst ve saydam olmayanlar da web sitesi açmasınlar" . Bugün öyle Web siteleri görüyoruz ki , burada adını anmaya bile değmez, danışmanlık şirketi kuran genç bir adam çıkmış yazdığım makalelerin sayısı 2- 3000 diyor (!) Meslek standardları ve denetim olmayan yerlerde böyleleri çıkıp kör alıcıları kandırır. Ben şimdi bugüne kadar insanları yok saymaya kalkanların düştükleri duruma gülümsediğim için bu dükkanı açıyorum...".

Bu konuda ki önemli gerekçelerden biri de, bir bilim insanı ve düşünürün yaşadığı dönemlere ilişkin olarak tarihe tanıklık etme görevinin de olduğuna inanmamdır.

Bu sitede bilerek isteyerek, kanıtlanmayacak hiçbir bilgi ve belge olmaması için elimden gelen herşeyi yapmaya çalıştım. yine de bir yanlışım olursa düzeltmeye hazırım.
Internet denilen mucize ve bilgisayar denilen sihirli kutu olmasa, insanoğlu böyle bir Web sitesi yapmayı aklından bile geçiremezdi. Aslına bakılırsa, dört beş yıldan beri internet cini öğrencilerim ve sektörden bir iki arkadaşım Web sitesi oluşturmamı istemekte ve yardım teklif etmekteydiler. Ancak, işin çok zaman alarak, normal çalışmalarımı aksatacağı kaygısıyla, bir türlü bu işe girişemiyordum. Nihayet karar verdiğimde önce sevgili Özgür Arı'nın teşviki ve Geocities'de yaptığı hazırlıkla bir çalışma başlattık. Sonra da Hakan Erkaya ile... Korktuğum başıma geldi. İnternete ,bilgisayara rağmen ben bu sitenin hazırlanmasında 34 yıllık çalışmalarımı bazen kayıtlardan, bazen fiziki envanter ile hergün saatler harcayarak iki ayda toplayabildim. Kendisine ayırdığı zaman ve yaratıcı emek için müteşekkir olduğum değerli ve yetenekli kardeşim Webmaster Hakan Erkaya da en az o kadar zaman harcayarak ziyaretçilerden oldukça iyi izlenimler aldığımız bu siteyi yarattı. O olmasaydı bugün böyle bir siteyi kuşkusuz hazırlayamazdım. Hakan Erkaya başlangıçta siteye benim istediklerimi aktarmıştır. sonradan ondan öğrendiğim şekilde gereken yazısal değişiklikleri ben yapmaktayım. Dolayısıyla siteye ait tüm sorumluluk tamamen bana aittir.

Bu siteyi yaratmamın amaçlarından biri kendimi bütünleşik bir şekilde ortaya koymak, yakınlarıma arzu ettikleri takdirde beni daha iyi tanıma fırsatı vermekse, daha önemli amacı öğrencilerime, gençlere, araştırma görevlilerine ummanda bir katre kadar motivasyon verebilme düşüncesidir. Eğer öğrencilerim gerçekten bu yaşamdan esinlenip çok daha büyük adımlar atabilirlerse, bu site amacına erişmiş sayılacaktır.

ÖĞRENCİLERİMLE PAYLAŞIM VE ETKİLEŞİMLİ ÇALIŞMA

Tabii bir de, Öğrenci Etkileşimi (Student Interaction) butonlarından görüleceği gibi , sitemin o kesiminde zaman zaman öğrenciler ile yazı ve makalelerimi ,karşılıklı görüşlerimi paylaşmaya da çalışacağım.

Galiba bir başka nokta da kendimi ayrıntılı olarak tanımak... Sevdiklerim, sevmediklerim, gördüklerim yaptıklarım yapmadıklarım... dostalarım,elimden tutanlar ...

(Bu kendimi tanıma çabası konusunda olayın ne kadar üstüne bastığımı iki yazarın şu yazıları ile daha da pekiştirmiş oldum:

Site gerekçelerini ilk yazdığım sırada bu siteyi niçin hazırlmadığım konusunda aklıma tam gelemeyen .Geldiyse bile net olarak kelimelere dökemediğim iki önemli gerekçeyi de sitenin açılış tarihinden 7 ay sonra iki değerli köşe yazarının yazılarını okuyunca keşfettim:Aslında bu yazıları görmeden bu yazılardaki fiirlere,yukarıda görüldüğü gibi,epey yaklaşan bir ifadem olmuştu.

    • • Cüneyt Ülsever'in “İnsan bu hayatta ne arar” başlıklı yazısı ile sorduğu ve cevapladığı “kendisini arar” :Bunu birkaç hafta önce okumuştum.
    • • Bugün (6.Ağustos 2004) de Yaprak Özer'in Hürriyet İnsan kaynakları ekinde yazdığı “Sen kimsin” başlıklı (14.05.200 tarihli) yazısında Hintli İş adamı ve akademisyen Jagdish Parikh'e atfen “..bir tek kişiyle ilişki kurmuyoruz.Kendimizle ilişkimiz sıfır. Asla dönüp de konuşmuyoruz kendimizle.kKmim ben? Ben ne yaparım? Ne yapmalıyım?Yaptığım doğru mu? Düşünce ve duygularım…”

Bu iki yazarın yazılarından daha fazla pekiştirdiğim bu siteyi açmamın önemli gerekçelerinden biri ,özellikle KİŞİSEL ÖZELİKLER BUTONU içinde anlattığım ,düşündüğüm şeyler ile olabildiğince saydam bir şekilde herkesin gözü önünde kendimi arama ve tanıma çablarım olduğudur.

Son olarak da bu fani dünyada karşılaştığımız ve beraberliklerinden keyif aldığım, gurur duyduğum sevgili dostlarımı karşılıklı yazışmalar, yazılar ve fotoğraflarla burada biraraya getirmek ,bu dünyadan göçtükten sonra Sitem internette ne kadar yaşarsa o kadar kalsın istediğimdendir. bizim de immortalite arayışımız bu kadar işte....

Bu Web sitesini zaman zaman güncellemeye çalışacağım. Olabilecek gramer hatalarını duydukça, gördükçe düzelteceğim.

Prof. Dr. Ömer Baybars TEK -

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Uluslararası Lojistik Bölümü
Selçuk Yaşar Kampüsü Üniversite Caddesi Ağaçlı Yol No:35–37 Bornova / İzmir / Türkiye
e-Posta: omer.tek@yasar.edu.tr & Telefon: 0 232 411 52 24 & Faks: 0 232 411 50 20

Bu kategoriden diğerleri: Öğretim Felsefesi »

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Downloadhttp://bigtheme.net/joomla Joomla Templates